PİERRE BOURDİEU - 1
Pierre
Bourdieu 1930 yılında Fransa’nın Pirene-Atlantik şehrinin Bearn köyünde doğmuş,
2002 yılında hayatını kaybetmiş ama yaşadığı döneme, bugünümüze ve geleceğe
ismini yazdırmış ve yazdıracak olan önemli bir sosyologtur.
Bourdieu’nun
yaşamının sosyolojiyle kesişmesi, Cezayir’de zorunlu askerlik görevini
yapmasıyla gerçekleşir.
Cezayir
ve Fransa arasındaki çatışmalarda, Cezayir’in safında yer almış ve Cezayir’in
Sosyolojisi (1958), Kökünden Koparma (1964) kitaplarını yazmıştır.
Cezayir’in
Kabil bölgesi köylüleri üzerine yaptığı antropolojik çalışması ona
sosyolojik kuramının temellerini atma imkanı vermiştir.
Bourdieu
ile ilgili yazılanları okuduğumuzda zamanla bir halk kahramanına
dönüştüğünü söylemek mümkün.
Beyaz
bir vatandaş olmasına rağmen, siyahların mücadelesinin yanında kendini
konumlandırması ve sahaya inen bir sosyolog olması her zaman takdir
toplamasını sağlamış.
Bir
taşradan gelmiş olmasına rağmen, kazandığı burs ile seçkin Fransızlar’ın
gittiği Ecole Normale Superieure’de eğitim görmüştür.
Okul
arkadaşları aksanıyla ve geldiği yerle dalga geçtiği için mutlu bir eğitim
yaşamı geçirmemiştir, ancak yaşadığı bu deneyimlerin onu bugünkü bulunduğu
noktaya getirdiğini dile getirmektedir.
Cezayir
Savaşı’nın sonunda (1960-1961) Paris’te asistan, sonra 1961’den 1964’e
kadar Lille’de misafir öğretim üyesi olarak görev aldı.
1981’de
Collége de France’ın Sosyoloji kürsüsüne atandı.
Ecole
des Hautes Etudes en Sciences Sociales’teki çalışmalarda ve 1975’teki
kuruluşundan itibaren Actes de la Recherce en Sciences Sociales
(ARSS) dergisinde yöneticilik yaptı.
1993’te
CNRS (Centre National de la Recherce Scientifique Ulusal Bilimsel
Araştırmalar Merkezi)’in Altın Nişanını kazandı.
Bourdieu
23 Ocak 2002’de yaşamını yitirdi.
En
önemli özelliklerinden bir tanesi ise zıt gibi görünen birçok kavram ve
kuramı bir araya getirme çabası.
Sosyologlar
arasında kutuplaşmaya sebep olan inşacılık ve yapısalcılığı birleştiren
Bourdieu, her kavram ve kuramın incelenen olgu ve olaya göre açıklayıcılığının
değişebileceğini, bu yüzden hiçbir kavram ve kuramın dışlanamayacağını
aynı zamanda hiçbirinin de genel geçer kabul edilemeyeceğini
vurgulamıştır.
Salt
yapıya veya salt bireye vurgu yapan çalışmaların, vurgu yapmadıkları
gerçeklikleri sürekli olarak gözden kaçırdıklarını belirten
Bourdieu, ikili yönünü ya yapısalcı inşacılık ya da inşacı yapısalcılık
olarak belirtmiştir.
Ona
göre, incelenen olay veya olgunun tüm tarihsel geri planının bilinmesi
gerekir.
Teorik
ve tarihi altyapının tek başlarına açıklayıcı olmadığını öne süren Bourdieu,
kurulan teorinin pratiğe dökülmesi gerektiğini ve pratiği olmayan teorinin
doğrulanamaz olduğunu belirtir.
Pratik
ve kuram arasındaki bu dönüşümlü süreç Bourdieu sosyolojisinin “düşünümsel”
(reflexive) özelliğini temsil eder.
Söz
konusu düşünümselliğin temellerini Bourdieu’nün yaşam öyküsünde görmek
mümkündür.
Aldığı
felsefe eğitiminin üzerine yaşadığı Cezayir deneyimi ve bu deneyim
sırasında yaptığı görüşmeler, aldığı notlar ve çektiği fotoğraflar kendi
metodolojik çerçevesinin de oluşmasını sağlamıştır.
Bu
çerçeve o kadar iç içe geçmiş bir haldedir ki, tek tek tanımlanmaya
başlandığında düşünümsel sosyolojinin kavramlarından hiçbirinin diğerinden
bağımsız ele alınamayacağı görülür.
İçlerinden
birisi tek başına ele alınmaya çalışıldığında, diğer kavramlar olmadan çok da
işlevsel olmadığı rahatlıkla görülebilecektir.
Bu
yüzden Bourdieu her zaman alan, habitus, doxa, illusio, sermaye gibi kavramları
hep bir arada ele alarak tanımlama yoluna gitmektedir.
Bourdieu’nun
düşünümsel sosyolojisinin en önemli özelliklerinden birisi yapı ve birey
arasındaki diyalektik sürece odaklanması ve bu odaklanma sürecinde
araştırmacının kendisine de incelenen olayın/olgunun bir parçasıymış gibi
bakmasını öğütlemesidir.
Araştırmacı
bu sayede incelediği olayın/olgunun hangi tarihsel şartlar altında ve hangi
karşılıklı etkilerle içinde bulunduğu duruma ulaştığını ve kendisinin de
hangi noktadan olaya yaklaştığını kendi tarihsel kültürel ve toplumsal
arka planını hesaba katarak rahatlıkla görebilecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder