27 Ocak 2023 Cuma

 DEVRİMLER TARİHİ - 6

 

 

Alman Devrimi

Birinci Savaştan itibaren Alman Solu Bolşeviklerin büyük etkisi altına girdi.

 

Bu durum Nettle’a göre bir Lenin-Lxemburg kutuplaşmasını gündeme getirebilirdi, ama olmadı.

 

Birinci Savaş içinde Rosa Lüxemburg, tek sayı çıkan bir derginin adıyla Enternasyonal diye bilinen gruba dahildi.

 

Bu grup Nisan 1915’te kurulmuştu.

 

Ama savaş içinde veya sonunda etkili bir örgüt kurmayı beceremediler.

 

Bu grup aynı zamanda Spartakistler adıyla biliniyordu.

 

 Adı Enternasyonal olan bu grup Zimmerwald Konferansı’nda Lenin’in İkinci Enternasyonal’in bölünmesi ve onun yerine bir Üçüncü Enternasyonal kurulması, emperyalist savaşın iç savaşa çevrilmesi görüşüne destek vermedi.

 

R. Lüxemburg’un Enternasyonal grubu tüm olup bitene rağmen Alman SPD’den örgütsel kopuşu hala redediyordu.

 

Spartakistler de denen bu grup İkinci Enternasyonal’den ve SPD’den kopuşa yanaşmadı.

 

1917’de kopuşa niyeti olmayan ama SPD’den ihraç edilen muhalif bir grup Bağımsız Alman S-D Partisi (USPD) adında yeni bir parti kurmak zorunda kaldı.

 

Spartakistler bu tarihte hala SPD içinde muhalif bir gruptu ve Lenin’in onlara yaptığı SPD’den kopuş önerisini dinlemiyorlardı.

 

 Onların örgütlenme anlayışı gevşek bir örgütlenme, parti-içi demokrasi ve SPD liderliğinin üye kitlesine dayanarak “aşağıdan yukarıya” ele geçirilmesi idi.

 

Bunlar 1918 sonuna kadar hala küçük ve etkisiz bir gruptu ve örgütlenmeye önem vermiyorlardı.

 

Almanların çoğu böyle bir grubun varlığından dahi habersizdi.

 

SPD’den ayrılıp ayrı örgüt olmak istemediler ve bunun faturasını pahalı ödediler.

 

Daha sonra bu grup USPD’ye katıldı.

 

Aslında bu grubun sembolü Rosa Lüxemburg değil, Karl liebknecht idi.

 

Lenin, Almanya’da ad vererek onu ve onun grubu dediği Spartakus grubunu destekledi.

Nisan 1917’de Berlin’de politik grev dalgası yükseldi.

Alman Devrimi 1918’de başladı.

Ocak 1918’de bir diğer grev dalgası koptu ve bu ikinci dalgada Berlin’in büyük fabrikalarında devrimci fabrika grupları diye bilinen işçi sovyetleri doğdu.

 

Bu sovyetler savaş dönemi boyunca yaşadılar, Kasım 1918-Mart 1919 arasında önemli bir rol oynadılar.

Bu grevleri ve oluşumları desteklese de Spartaküs grubunun bu olaylarda ne payı vardı ne de denetimi.

 

Eylül 1918’de yeni bir grev dalgası koptu.


 Cephelerde Alman ordusu yenilmekteydi.

 

USDP ve işçi sovyetleri SPD’ye kıyasla hükümetten daha radikal şeyler talep ettiler.

Ekim 1918’de Spartaküs Grubu ayaklanma çağrısı yaptı.

Kasım 1918’de cephelerde asker sovyetleri, Almanya’nın en önemli kentlerinde ise işçi sovyetleri oluştu.

 

USPD, İşçi Sovyetleri ve Spartakus Grubu ittifak halinde 11 kasım 1918 tarihinde bir ayaklanma planladılar.

 

Plandan haberdar olan kral 9 Kasım’da görevini SPD liderine bıraktı ve kral ile ayaklanma planlayanlar arasında arabuluculuk işlevi gören SPD Almanya’da iktidara geldi.

 

Aynı gün Karl Liebknecht sosyalist cumhuriyet ilan etti.

Ama bu grubun örgütsel gücü ile sloganları/talepleri arasında bir uyumsuzluk vardı.

SPD ise hemen sonra Demokratik Cumhuriyet ilan etti.

SPD ve USPD ortak bir hükümet kurdular.

 

Spartakus Grubu bu tarihte USPD içinde bir baskı grubuydu.

 

9 Kasım 1918’de Rosa Lüxemburg cezaevinden serbest bırakıldı.

 

 Çok yaşlanmış ve hastaydı.

 

Aynı gün Jogiches’in önerisiyle başlarında K. liebknecht’in bulunduğu bir grup Berlin’de bir matbayı basarak Die Rote Fahne (Kızıl Bayrak) adlı bir gazete bastırılmasını sağladılar.

 

11 Kasım 1918’de Enternasyonal Grubu Spartaküs resmi adını benimsedi ve iktidarı SPD-USPD ittifakından alma hazırlıkları yaptı.

 

 10 Kasım’da iktidarın işçi ve asker sovyetlerine verilmesini talep etti.

 

Ama sovyetlerde etkisi olmadığı için bu slogan iktidarın bu gruba verilmesi anlamına gelmiyordu.

 

SPD ise Kurucu Meclis sloganını benimsedi.

 

İki ayrı taktikti bunlar.

 

USPD ikisi arasında gidip geldi.

 

Sovyetlerde SPD ve USPD etkindiler.

 

USPD’nin içinde ve onun sol kanadı olarak varlığını sürdüren Spartaküs grubunun programı Bolşeviklerin kopyasıydı.

 

21 Aralık  1918’de ordu sovyet yürütmesini tutuklama girişiminde bulununca, Ocak 1919 ayaklanması patlak verdi.

Karl Liebknecht ve R. Lüxemburg işte bu ayaklanma sırasında öldürüldüler.

Nettle’ye göre R. Lüxemburg, bir Üçüncü Alternatif olabilirdi, ama olamadı.

O tarihlerde Ya Bolşevizm Ya Sosyal-Demokrasi dayatılmıştı.

Rosa Lüxemburg’un da katıldığı Berlin’deki kongrede 1 Ocak 1919’da Alman Komünist Partisi kurulmuş, böylece Spartaküs Grubu kendini AKP’ye ve ilk kez bağımsız bir partiye dönüştürmüştü.

 

Ama 10-13 Ocak 1919’da ordu ayaklanma yandaşlarını ezdi.

 

15 Ocak akşamı K. Liebknecht ile R. Lüxemburg öldürüldüler.

 

AKP adıyla ayrı bir parti kurduktan iki hafta sonraydı bu.

 

R. Lüxemburg’un cesedi bir köprüden kanala atıldı.

 

Ceset 31 Mayıs 1919’da bulundu ve 13 Haziran’da toprağa verildi.

 

 29 Ocak’ta Franz Mehring öldü.

 

R. Lüxemburg ve Jogiches’in ölümlerinden sonra KPD Bolşevizmin etkisine girdi.

 

1921 ve 1923’te iktidarı alma girişiminde bulunan KPD her ikisinde de başarısız kaldı.

 

 

1929 Krizi ve Krize Farklı Yanıtlar

Bu bir dünya ekonomik kriziydi.

 

Faşizmlerin 1930’lardaki yükselişi kapitalizmin 1929 kriziyle ilişkili görünüyor.

 

Hayli sarsıcı olan bu kriz ABD de dahil tüm dünyada etkili oldu.

 

Kriz boyunda sağ da, sol da militanlaştı.

 

Genelde komünist ve faşist uçlar alternatif gibi göründü ve güçlendiler.

 

Bunun istisnası İsveç’te iki ucun değil Sosyal-Demokrasinin alternatif haline gelip iktidar olması ve krize karşı zamanla yeni bir model olarak görülmesi oldu.

 

 Almanya’da ise 1933’te Alman ırkının üstünlüğünü, seçkin ırk olduğunu savunan Naziler iktidar oldular ve 1945’e kadar iktidarda kaldılar.

 

Yani Almanya’da 1929 krizi faşizmle çözüldü.

 

Hitler, otobanlar inşaasında çalıştırıp işsizliği çözdü.

 

Siyahlar ve Çingeneler ile birlikte aşağı ırk ilan edilen ve kendilerine tıpkı Amerika’daki zenciler gibi davranılan iğneyle, gazla yok edilen, yerlerinden sürülen ve ülke ülke kovalanan Yahudiler katledildi.

 

 “Kırık camlar gecesi”’nde Sinagoglar ateşe verildi.

 

1929 krizine bir diğer yanıt SSCB’de Stalinizm oldu.

 

Nazizm ve Stalinizm altında Almanya ve Rusya’da savaş ekonomileri güçlendi.

 

İspanya İç Savaşı

 

1931’de seçimleri cumhuriyetçiler kazandı.

 

Monarşi yıkılıp ikinci cumhuriyet kuruldu.

 

1936’da Halk Cephesi (Komünist, Cumhuriyetçi, Sosyalist ve Sendikalistler koalisyonu) iktidar oldu.

 

Temmuz 1936’da Franko ve ordu ayaklanması oldu ve iç-savaş başladı.

 

İspanya’da İç-Savaş üç yıl sürdü ve bu savaşta yarım milyon insan öldü.

Hitler ve Mussolini tarafından desteklenen Franko faşizmine karşı bir direniş yükseldi ve bu direnişe hemen her ülkeden gönüller (uluslararası tugaylar) da katıldılar.

 

 

Fransa’da Anti-Faşist Halk Cephesi

 

Faşizm tehlikesine karşı 1936’da anti-Faşist bir Halk Cephesi kuruldu ve seçimlerde zafer kazanıp hükümet kurdu.

 

1936-38 arasında Fransa’yı Halk cephesi hükümetleri yönetti.

 

1939’da Fransa Almanlarca işgal edildi ve bu işgal 1945’e kadar sürdü.

 

 

Meksika Devrimi

20. yüzyılın büyük devrimlerinden biri.

 

Bu devrim 1876-1910 arasında yöneten Porfirio Diaz’ın diktatörlüğünü devirmek amacıyla başladı.

 

O tarihte Meksikalılar’ın % 80’i köylüydü.

 

Emiliano Zapata’nın liderliğindeki köylü ordusu Diaz’ın yerine geçen yeni Madero hükümetine karşı 1910-11’de toprak reformu için bir mücadele açtı.

 

1913’de Madero bir ordu darbesiyle devrildi.

 

Devrilen Anayasacı Madero’nun güçleri ile Zapata ve Villa’nın köylü orduları 1914’te yeni rejime karşı ittifak kurdular ve aynı yıl Zapata ve Villa’nın köylü orduları federal başkenti işgal ettiler.

 

 Ama Villa ve Zapata bir toprak programından öte ülkeyi yönetmek için bir programa sahip değillerdi. 

 

Bu nedenle ulusal hükümet üzerinde rekabetten çekildiler ve bir boşluk doğdu.

 

Bu boşluğu burjuva generaller doldurdu.

 

Madero’nun generallerinden Carranza devlet başkanı oldu ve 1917’de yeni bir burjuva anayasa ilan etti.

 

Zapata, iki yıl daha savaşını devam ettirdikten sonra 1919’da bir suikastle öldürüldü.

 

İşçiler bu devrime bağımsız bir güç olarak katılmadıkları gibi, 1915-16’da Zapata ve Villa’nın güçlerine karşı burjuva generallerle ittifak yapmışlardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KRİZİ ‘ÇOKLUK’ KAVRAMIYLA ANLAMAK: BİYOPOLİTİKA, GÜÇ VE İÇKİNLİK   Başlangıç olarak , sözlükteki karşılıklarına bakılırsa,  halk ’ın söz...