MARKSİZM VE KUANTUM FİZİĞİ - 1
Atomların
Bilim Tarihindeki Yeri
Kuantum
mekaniği; enerji ve atomların, en küçük parçacıkların araştırılmasıdır.
Atomun
2500 yıl önceki keşfi İyonya’da, bugünün Türkiye’sindeki sahil kıyılarında
kurulmuş büyükşehirlerde yaşamış olan antik Yunanların şaşırtıcı
başarılarından sadece birisidir.
Diğeri
ise materyalist bir diyalektik anlayışıdır.
Sokrates,
Plato veya Aristoteles gibi meşhur Atinalı filozoflardan 100 yıl veya daha
fazla bir süre önce yaşamış olan, tüccar ve kâşif İyonya
filozofları nasıl olup da evrenin atomlardan meydana geldiği sonucuna
ulaştılar?
Bu
filozoflar her şeyden önce doğayı gözlemlediler.
Tanrıları
reddedip şeylerin maddi açıklamaları peşinde koşarak yöneticilerle
başlarının belaya girmesini göze aldılar.
Onlar
materyalisttiler.
Taş
heykellerin zamanla nasıl aşınabildiğini ya da renkli iki farklı sıvının
nasıl birbirine karıştıklarını sordular.
Hiç
kuşkusuz bu şeylerin heykelleri aşındıran ve birbirine karışan, gözle
görülemeyecek kadar küçük parçacıklardan oluşması gerekiyordu.
İyonya’nın
antik şehir devleti Milet iki nesil boyunca devrimler yaşadı.
Aristokrasi,
yükselen tüccar sınıfı tarafından devrildi ve bunu peş peşe devrimler takip
etti.
İktidar,
kitleler – ‘demos’ (‘halk’)– ile ‘mülk sahipleri’ arasında el değiştirdi durdu.
İlk
başta halk galip geldi ve zenginleri başlarından attı, … kaçakları harman
yerlerinde topladı, öküzleri üzerlerine sürdü ve en korkunç şekilde onları yok
etti.
Sonrasında
zenginler tekrar iktidarı ele geçirdi ve yakalayabildikleri kim varsa…
katranlayıp diri diri yaktı.
Diyalektik:
Hiçbir Şey Durağan Değildir
Bu
dönemin filozoflarının şaşırtıcı bir diğer başarısı da Sokrates’in sonradan
‘diyalektik’ dediği şeyi ortaya atmalarıydı.
Söz
konusu filozoflar doğal olarak kendilerini çevreleyen toplumdaki altüst
oluşları yansıtacak şekilde hiçbir şeyin durağan olmadığını, var olan her şeyin
yok olmak zorunda olduğunu düşündüler.
Bu
kesimlerin felsefesi doğa ve toplumu tümüyle tek bir organik bütün olarak
kabul etti.
Belki
de bu felsefe, gerçek bir toplumsal devrimin kendi yarattığı altüst oluşun
içine her şeyi sürükleyişini yansıttı.
Lenin'in
dediği gibi, diyalektik, şeyleri her zaman ilişkileri ve gelişimleri içinde
dikkate alan bütüncül bir felsefedir.
Miletli
Anaksimandros, Dünya’nın bir ateş topu halinde ortaya çıktığını ve insanların
balıklardan evrimleştiğini ileri sürdü.
Bu
gözlemlerdeki doğruluk nüvesini açığa çıkarmak evrenin kökeni olarak Büyük
Patlama Kuramı ve Evrim Kuramı– bilimin 2500 yılını aldı.
Antik
İyonya filozofları evreni materyalist, her şeyin gelişim içinde olduğunu
öne süren bir diyalektik kullanarak inceleyen ilk insanlardı.
Bu
gelişim iç çatışmadan, tüm şeylerin içlerinde bulunan karşıt güçlerin
mücadelesinden, Lenin'in deyişiyle ‘karşıtların birliği’nden, Engels'in
adlandırışıyla ‘karşıtların iç içe geçmesi’nden doğmuştu.
Mücadele
halindeki bu karşıtlar değişimin sonsuz akışını sağlayan şeydi.
Diyalektik
devrimden doğan bir felsefedir.
Batı
tarihinin muhtemelen ilk madeni paraları olan altın ve gümüş paralar
İyonya’da basıldı.
Marksist
arkeolog Vere Gordon Childe (1892-1957), “yeni paranın zenginliği ayrık
parçacıklara, madeni paralara ayrıştırması gibi”, antik Yunan atomculuğunun
kurucuları kabul edilen İyonya filozofları Demokritus ve Lökippus’un da
“dışsal doğayı ayrık, bölünemez zerrelere veya parçacıklara (atomlara)
ayrıştırmaya kalkıştıklarını” gözlemledi.
İtalya’da
yaşayan zengin bir Yunan avukat ve filozof diyalektik felsefeye karşı çıktı.
Parmenides
“düşünce ve varlığın aynı şey olduğunu” öne sürerek, kendisinin, bu
ikisini birbirinden ayıran bir materyalist değil bir idealist olduğunu
gösterdi.
Belki
de Parmenides devrim vasıtasıyla kendi kanunlarının çiğnenmesini istemiyordu.
O ve
meşhur öğrencisi Zeno hareketin imkânsız olduğunu savundular.
Parmenides,
İyonya diyalektiğine şiddetli bir şekilde karşı çıkarak her türlü değişimi
reddetti.
Var
olan tek şeyin yalnızca tek bir küresel doluluk, zamansız, yeknesak ve değişmez
‘Bir’ olduğunu iddia etti.
Sadece
bir idealist böylesi saçma bir sonuca ulaşabilirdi.
Parmenides
ve Zeno, değişimin doğasını açıklamaları gerektiğini söyleyerek İyonya
filozoflarına karşı çıktılar.
Demokritus
ve Lökkippus, değişmez tek bir doluluktan ibaret olmadığını belirttikleri
evrenin muhtemelen oldukça küçük, bölünemez, değişmez
doluluklardan veya atomlardan tümüyle oluştuğunu öne sürdüler.
Atom’
kelimesi Yunanca ‘kesilemez’ sözcüğünden geliyor.
Demokritus
ve Lökkippus’a göre evren böylece sonsuz değişime uğrayabiliyor ve bu
esnada kurucu parçalar değişmeden kalabiliyordu.
İki
filozofun bilmeceyi çözme tarzları bu şekildeydi.
Fakat
bunu yaparlarken, diyalektiği mekanik, ayrıksı, miyop, indirgemeci bir bakış
açısı uğruna reddeden yeni bir felsefenin yolunu açtılar.
Bu
bakış açısı şeyleri hatalı bir şekilde tümüyle yalıtılmış olarak
inceliyor, karşıtların iç içe geçmesi fikrini terk ediyor ve daha geniş
ilişkiler ile gelişimi göz ardı ediyordu.
Bu
bakış açısı pozitivist felsefesinin temelini oluşturdu.
Karşıtların
Birliği
Atom
aslında değişmez değildir.
Pozitif
yüklü çekirdek ve onun etrafındaki negatif yüklü elektron bulutu arasındaki
gibi çeşitli basit yollarla karşıtların bir birliğidir.
Doğal
dünyanın yapıtaşları arasındaki çimento bu karşıt güçlerdir.
Fakat
kuantum mekaniği atom altı dünyanın çok daha karmaşık ve ilgi çekici
yanlarını göstermektedir.
Marksist
George Novack, materyalist diyalektiğin, durağan tüm formüllerin
eksikliklerini açığa çıkardığını belirtir:
Materyalist
diyalektik; tarihteki çatışan hareketlerin, güçlerin ve ilişkilerin varlığına
dayanır.
Bu
çelişkiler geliştikçe, durağan tüm formüllerin eksikliklerini de açığa çıkarır.
Troçki'nin
1906'da Sonuçlar ve Olasılıklar adlı eserinde yazdığı gibi, “Marksizm her
şeyden önce bir analiz yöntemidir.
Sadece
metinlerin değil, toplumsal ilişkilerin de analizidir.
Marksizm
bu nedenle bilimlere, örneğin kuantum mekaniğine ya her zaman
doğru ya da yanlış olmaları gereken durağan formüllerden oluşması
zorunlu bir şeymiş gibi yaklaşmaz.
Marksizm
ayrıca kuantum mekaniğinin keşfettiği süreçlerin diyalektik formüllere veya
yasalara uyması gerektiğini de iddia etmez.
Kuantum
mekaniği tartışmak için yeterli yerimizin olmadığı diyalektik dönüşümlerin
çarpıcı örneklerini, örneğin kuantum sıçramalarını sunmaktadır.
Fakat
Novack bunun aksini öne sürmekte ve Marksizmin tüm doğal süreçlerin çeşitli
diyalektik yasalara ‘uymak’ zorunda olduğunu savunmaktadır.
Hegel
gibi idealist filozofların hatasını açıklayan Engels ise bunun tam aksine
şöyle demiştir: “Hata, bu yasaların doğadan ve toplumdan çıkarılmak yerine
düşüncenin yasaları olarak onlara zorla kabul ettirilmesi gerçeğinde
yatmaktadır”
Diyalektik
neden doğanın uyması gereken durağan formüllere sahip olsun ki?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder