10 Ekim 2022 Pazartesi

 MARKSİZM VE KUANTUM FİZİĞİ - 1

 

Atomların Bilim Tarihindeki Yeri

Kuantum mekaniği; enerji ve atomların, en küçük parçacıkların araştırılmasıdır.

Atomun 2500 yıl önceki keşfi İyonya’da, bugünün Türkiye’sindeki sahil kıyılarında kurulmuş büyükşehirlerde yaşamış olan antik Yunanların şaşırtıcı başarılarından sadece birisidir.

Diğeri ise materyalist bir diyalektik anlayışıdır.

 Sokrates, Plato veya Aristoteles gibi meşhur Atinalı filozoflardan 100 yıl veya daha fazla bir süre önce yaşamış olan, tüccar ve kâşif İyonya filozofları nasıl olup da evrenin atomlardan meydana geldiği sonucuna ulaştılar?

 Bu filozoflar her şeyden önce doğayı gözlemlediler.

 Tanrıları reddedip şeylerin maddi açıklamaları peşinde koşarak yöneticilerle başlarının belaya girmesini göze aldılar.

Onlar materyalisttiler.

 Taş heykellerin zamanla nasıl aşınabildiğini ya da renkli iki farklı sıvının nasıl birbirine karıştıklarını sordular.

Hiç kuşkusuz bu şeylerin heykelleri aşındıran ve birbirine karışan, gözle görülemeyecek kadar küçük parçacıklardan oluşması gerekiyordu.

 İyonya’nın antik şehir devleti Milet iki nesil boyunca devrimler yaşadı.

Aristokrasi, yükselen tüccar sınıfı tarafından devrildi ve bunu peş peşe devrimler takip etti.

 İktidar, kitleler – ‘demos’ (‘halk’)– ile ‘mülk sahipleri’ arasında el değiştirdi durdu.

İlk başta halk galip geldi ve zenginleri başlarından attı, … kaçakları harman yerlerinde topladı, öküzleri üzerlerine sürdü ve en korkunç şekilde onları yok etti.

 Sonrasında zenginler tekrar iktidarı ele geçirdi ve yakalayabildikleri kim varsa… katranlayıp diri diri yaktı.

 

Diyalektik: Hiçbir Şey Durağan Değildir

 Bu dönemin filozoflarının şaşırtıcı bir diğer başarısı da Sokrates’in sonradan ‘diyalektik’ dediği şeyi ortaya atmalarıydı.

 Söz konusu filozoflar doğal olarak kendilerini çevreleyen toplumdaki altüst oluşları yansıtacak şekilde hiçbir şeyin durağan olmadığını, var olan her şeyin yok olmak  zorunda olduğunu düşündüler.

Bu kesimlerin felsefesi doğa ve toplumu tümüyle tek bir organik bütün olarak kabul etti.

Belki de bu felsefe, gerçek bir toplumsal devrimin kendi yarattığı altüst oluşun içine her şeyi sürükleyişini yansıttı.

Lenin'in dediği gibi, diyalektik, şeyleri her zaman ilişkileri ve gelişimleri içinde dikkate alan bütüncül bir felsefedir.

Miletli Anaksimandros, Dünya’nın bir ateş topu halinde ortaya çıktığını ve insanların balıklardan evrimleştiğini ileri sürdü.

 Bu gözlemlerdeki doğruluk nüvesini açığa çıkarmak evrenin kökeni olarak Büyük Patlama Kuramı ve Evrim Kuramı– bilimin 2500 yılını aldı.

Antik İyonya filozofları evreni materyalist, her şeyin gelişim içinde olduğunu öne süren bir diyalektik kullanarak inceleyen ilk insanlardı.

Bu gelişim iç çatışmadan, tüm şeylerin içlerinde bulunan karşıt güçlerin mücadelesinden, Lenin'in deyişiyle ‘karşıtların birliği’nden, Engels'in adlandırışıyla ‘karşıtların iç içe geçmesi’nden doğmuştu.

 Mücadele halindeki bu karşıtlar değişimin sonsuz akışını sağlayan şeydi.

Diyalektik devrimden doğan bir felsefedir.

Batı tarihinin muhtemelen ilk madeni paraları olan altın ve gümüş paralar İyonya’da basıldı.

 Marksist arkeolog Vere Gordon Childe (1892-1957), “yeni paranın zenginliği ayrık parçacıklara, madeni paralara ayrıştırması gibi”, antik Yunan atomculuğunun kurucuları kabul edilen İyonya filozofları Demokritus ve Lökippus’un da “dışsal doğayı ayrık, bölünemez zerrelere veya parçacıklara (atomlara) ayrıştırmaya kalkıştıklarını” gözlemledi.

 İtalya’da yaşayan zengin bir Yunan avukat ve filozof diyalektik felsefeye karşı çıktı.

 Parmenides “düşünce ve varlığın aynı şey olduğunu” öne sürerek, kendisinin, bu ikisini birbirinden ayıran bir materyalist değil bir idealist olduğunu gösterdi.

Belki de Parmenides devrim vasıtasıyla kendi kanunlarının çiğnenmesini istemiyordu.

O ve meşhur öğrencisi Zeno hareketin imkânsız olduğunu savundular.

Parmenides, İyonya diyalektiğine şiddetli bir şekilde karşı çıkarak her türlü değişimi reddetti.

 Var olan tek şeyin yalnızca tek bir küresel doluluk, zamansız, yeknesak ve değişmez ‘Bir’ olduğunu iddia etti.

Sadece bir idealist böylesi saçma bir sonuca ulaşabilirdi.

Parmenides ve Zeno, değişimin doğasını açıklamaları gerektiğini söyleyerek İyonya filozoflarına karşı çıktılar.

Demokritus ve Lökkippus, değişmez tek bir doluluktan ibaret olmadığını belirttikleri evrenin muhtemelen oldukça küçük, bölünemez, değişmez doluluklardan   veya atomlardan tümüyle oluştuğunu öne sürdüler.

Atom’ kelimesi Yunanca ‘kesilemez’ sözcüğünden geliyor.

 Demokritus ve Lökkippus’a göre evren böylece sonsuz değişime uğrayabiliyor ve bu esnada kurucu parçalar değişmeden kalabiliyordu.

İki filozofun bilmeceyi çözme tarzları bu şekildeydi.

Fakat bunu yaparlarken, diyalektiği mekanik, ayrıksı, miyop, indirgemeci bir bakış açısı uğruna reddeden yeni bir felsefenin yolunu açtılar.

 Bu bakış açısı şeyleri hatalı bir şekilde tümüyle yalıtılmış olarak inceliyor, karşıtların iç içe geçmesi fikrini terk ediyor ve daha geniş ilişkiler ile gelişimi göz ardı ediyordu.

Bu bakış açısı pozitivist felsefesinin temelini oluşturdu.

  

Karşıtların Birliği

Atom aslında değişmez değildir.

Pozitif yüklü çekirdek ve onun etrafındaki negatif yüklü elektron bulutu arasındaki gibi çeşitli basit yollarla karşıtların bir birliğidir.

Doğal dünyanın yapıtaşları arasındaki çimento bu karşıt güçlerdir.

Fakat kuantum mekaniği atom altı dünyanın çok daha karmaşık ve ilgi çekici yanlarını göstermektedir.

 Marksist George Novack, materyalist diyalektiğin, durağan tüm formüllerin eksikliklerini açığa çıkardığını belirtir:

Materyalist diyalektik; tarihteki çatışan hareketlerin, güçlerin ve ilişkilerin varlığına dayanır.

 Bu çelişkiler geliştikçe, durağan tüm formüllerin eksikliklerini de açığa çıkarır.

 Troçki'nin 1906'da Sonuçlar ve Olasılıklar adlı eserinde yazdığı gibi, “Marksizm her şeyden önce bir analiz yöntemidir.

Sadece metinlerin değil, toplumsal ilişkilerin de analizidir.

Marksizm bu nedenle bilimlere, örneğin kuantum mekaniğine ya her zaman doğru ya da yanlış olmaları gereken durağan formüllerden oluşması zorunlu bir şeymiş gibi yaklaşmaz.

 Marksizm ayrıca kuantum mekaniğinin keşfettiği süreçlerin diyalektik formüllere veya yasalara uyması gerektiğini de iddia etmez.

Kuantum mekaniği tartışmak için yeterli yerimizin olmadığı diyalektik dönüşümlerin çarpıcı örneklerini, örneğin kuantum sıçramalarını sunmaktadır.

 Fakat Novack bunun aksini öne sürmekte ve Marksizmin tüm doğal süreçlerin çeşitli diyalektik yasalara ‘uymak’ zorunda olduğunu savunmaktadır.

Hegel gibi idealist filozofların hatasını açıklayan Engels ise bunun tam aksine şöyle demiştir: “Hata, bu yasaların doğadan ve toplumdan çıkarılmak yerine düşüncenin yasaları olarak onlara zorla kabul ettirilmesi gerçeğinde yatmaktadır”

 Diyalektik neden doğanın uyması gereken durağan formüllere sahip olsun ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KRİZİ ‘ÇOKLUK’ KAVRAMIYLA ANLAMAK: BİYOPOLİTİKA, GÜÇ VE İÇKİNLİK   Başlangıç olarak , sözlükteki karşılıklarına bakılırsa,  halk ’ın söz...