WALTER BENJAMİN
Diyalektik İmge ve Montaj İlkesi
Diyalektik İmgeler
Tamamlanmamış başyapıtı Pasajlar projesinde, 19. yüzyıl üzerine çalışırken Walter Benjamin, yüzyılı artık kapanmış, sonsuza dek geçmişe karışmış bir dönem olmaktan kurtaracak, tarihsel
materyalist bir yöntem önerir.
Bu yöntem somut tarihsel biçimler, nesneler ve görüntüler aracılığıyla yüzyılın dünyasını bir düş yorumcusu gibi değerlendirmektir.
Bu dönemin üretim araçlarının ve yaşam biçimlerinin anlamı, yalnızca bulundukları yerle, egemen üretim düzeninin içindeki konumlarıyla sınırlı değildi; Benjamin, onlarda aynı zamanda düş görerek kendi tarihsel sınırlarını aşan ve bugüne uzanan bir kolektif bilinçdışının görüntü imgesini görüyordu.
Benjamin’in düşüncesinde geçmişi anlamanın, tarihi yazmanın materyalist, somut yöntemi kolektif bilinçdışının geçmiş imgesinin, şimdiki zamanda, bugünün deneyimiyle yeniden kurulmasıdır:
Geçmişi tarihsel olarak kurmak ‘onu
gerçekten olmuş olduğu gibi’ tanımak değil, tehlike ânında birden parlayıveren anıyı ele geçirmektir.
Tarihsel maddeciliğin meselesi, tehlike ânında tarihsel öznenin karşısında beklenmedik bir şekilde beliriveren geçmiş imgesini alıkoymaktır.
Benjamin’in sözünü ettiği tehlike, geçmişin hakim sınıfın ganimetine dönüşmesidir.
Keza “(b)u âna kadar hep galip gelenler, bugün hükmedenlerin altta kalanları çiğneyerek ilerlediği zafer alayında yerlerini alırlar.
Her zamanki gibi
ganimetler de alayla birlikte taşınır”.
Tarihin kesintisiz
akışı, yağmacı, muzaffer bir ordunun ilerleyişi gibidir.
Ardında
yıkıntılar ve acılar bırakır.
Buna karşılık tarihsel maddeci, geçmişi galiplerin ayakları altında çiğnenmekten kurtarmak için bir yöntem geliştirmelidir.
Walter Benjamin,
geçmişi bir toplu mezar olmaktan çıkarmak, bugünde yeniden inşa etmek, “tarihin havını tersine taramak” için “şimdiki zaman”ı (Jetztzeit) içeren “diyalektik imgeler” kavramını ortaya atar.
(...) Geçmiş kendi ışığını şimdi olanın üzerine düşürüyor ya da şimdi ışığını geçmiş olanın üzerine düşürüyor değildir.
Daha ziyade bir görüntü o vakit ve şimdi’nin bir şimşek çakmasıyla bir takımyıldızı halinde bir araya geldiği yerdir.
Diyalektik imgeler
tarihin akışının sürekliliğinden kopmuş, geçmiş ile şimdinin oluşturduğu gruplaşmalardır.
Tarihin farklı
katmanlarından gelip, karmaşık bellek ve arzu ağları içine geçerek oluşmuşlardır.
Yapılandırma ilkesi
kurgu-montaj olan diyalektik imge içerisinde “geçmişte umut kıvılcımlarını körükleyebilecek” birtakım karşıtlıklar donup kalmıştır:
Gerilimlere doymuş bir takımyıldız [kümelenme] etkisiyle düşünce durduğunda, diyalektik imge kendini gösterir.
Bu, düşüncenin deviniminde bir duraklama
noktasıdır ve tabiatıyla keyfî bir nokta değildir.
Bu, tek kelimeyle, diyalektik karşıtlar arasındaki gerilimin en yüksek olduğu yerdir.
Diyalektik “birbirine
karşıt öğelerin yan yana getirilmesi için gerekli eksenleri sağlayarak bunları billurlaştıran bir görme tarzıdır.
Benjamin’in anlayışı (diyalektik imgenin aydınlattığı hakikat tarihsel olarak geçici bile olsa) özünde durağandır”.
Bu durağanlık, galiplerin ilerleme olarak tanımladığı, tarihin kesintisiz akışında, muzaffer galipler ordusunun
ilerleyişinde bir kesintidir.
Marx devrimlerin dünya tarihinin lokomotifleri olduğunu söylemişti.
Ancak belki de olaylar kendilerini bambaşka biçimde sunar.
Belki de devrimler bu trende seyahat eden insanlığın imdat frenini çekme eylemidir.
Benjamin için devrim “gerçek olağanüstü hali” yani “sınıfsız toplumu” yaratacak bir duraklamadır.
Benjamin’e göre ilerlemenin asıl yuvası zamanın
akışının sürekliliğinde değil, bu akışın kesintilerindedir.
İsyan ve ayaklanmalarda “olağanüstü hal” biçiminde görünür olan bu kesinti, tarih dışına çıkmak değildir.
Tarihi tersinden
yazmak için bir fırsattır.
Burada diyalektik
imgenin ima ettiği “kesinti-süreksizlik” egemenlerin galibiyetlerinin art arda
dizilişinde geçici bir kopuştur.
Bu tarih anlayışına göre, “geçmişte kendi devrimci şansını da beraberinde taşımamış tek bir an yoktur”.
Yeni ve eskiyi aynı hızla
üretmekte olan kapitalist
üretim güçlerinin hızla gelişimi kendi sonunu da üretmektedir.
Benjamin’e göre diyalektik imgelerle “şimdiki zamanın tarihini yazmak”, “geçmişi kurtarmak” ve “burjuvazinin
anıtlarını daha bu anıtlar çökmezden önce birer yıkıntı olarak görmek” mümkündür.
Kurgu-Montaj İlkesi
Walter Benjamin Pasajlar başlıklı yapıtında geliştirdiği yöntemi şöyle açıklar: Bu projenin yöntemi edebi montaj.
Bir şey söylemem gerekmiyor.
Yalnızca göstermeliyim.
Ne parlak üslup oyunlarına başvuracağım, ne de hazineden herhangi bir şey çalacağım.
Yalnızca artıklar,
yalnızca çöp; ki onları da tarif etmeyip yalnızca sergileyeceğim.
Walter Benjamin'in
ölümünden sonra Rolf Tiedemann'ın derlediği Pasajlar yapıtı Benjamin'in on üç yıl boyunca derlediği metinlerden oluşmaktadır.
Benjamin’in düşüncesinde montaj, topladığı bu alıntıları biraraya getirmenin ilkesidir.
Nihai hedefi tümüyle alıntılardan oluşan bir kitap yazmak olan Benjamin’in düşüncesinde kurgu-montaj ilkesinin önem kazanmasında, dönemin avangard sanatının yanı sıra tiyatro, sinema, fotoğraf, gazete gibi araçların ve teknolojik gelişmelerin etkisi belirleyici olmuştur.
Benjamin montajı
tarihsel materyalizmin temel yöntemi, yani diyalektik imgenin işleyiş biçimi olarak görür.
Tarih hem maddi
somutluğa hem de imgesel soyutluğa sahip bir kurgudur.
Gelmekte olan çağ, geçmiş dönemlerin imgesel öğeleriyle karışır.
Bu montaj; düşlerin, ütopyanın, yeni olanın, mucizelerin doğumuna neden olur.
Tarih, bir inşa faaliyetinin nesnesidir: Yapı, homojen ve boş bir zamanda değil, ‘şimdi zamanı’nın doldurduğu bir zamanda yükselir.
Nitekim Robespierre için eski Roma, tarihin sürekliliğinden koparıp aldığı ‘şimdi zamanı’ ile yüklü bir geçmişti.
Fransız Devrimi kendisini eski Roma’nın tekrarı olarak görmüştü. Tıpkı modanın eski giysilere başvurması gibi o da eski Roma’ya başvurmuştu.
Tarihin bitpazarı
içinden yeni kurgular için kahramanlar, kostümler, aksesuarlar, adlar, semboller çıkarılabilir.
Benjamin’e göre gelecek ancak bu biçimde geçmişten yararlanılarak, böylece yeni anlam ağları içinde geçmişi de kurtararak kurgulanabilir.
Benjamin bu
nedenle, tarihsel avangard sanat akımlarından olan Gerçeküstücülük’e başvurur.
Çünkü ona göre Gerçeküstücüler dünün gözdesi olan fakat bugün ıskartaya çıkmış, eskimiş nesnelerin içinde, en kalıcı eserlerden en geçici modalara kadar, yaşamın içinde saklı devrimci enerjiyi ilk fark
edenlerdir.
Montaj tekniği ilerici bir biçim olarak “yerleştirildiği bağlamı kesintiye uğratır”, tarihin sürekliliğini parçalar.
“Kurgu-montaj,
gelecek yaşamın duyulur formları ve maddi çerçevelerinin, dünden alınan malzemelerle, bugünden yaratılması anlamında politiktir”, zamanların, mekanların ve kimliklerin heterojenliğini üreten temel estetik-politik
stratejidir.
İlk bakışta birbirine yabancı görünen dünyalar arasındaki gizli bağı açığa çıkarabileceği gibi, hiç var olmamış ilişkileri de üretebilir kılabilir.
Hiyerarşisiz bir kültürel ortamda rahatça hareket eden, uzlaşmaz karşıtlıkları biraraya getirebilen imgeler
Rancièreci anlamda “duyulurun paylaşımını” yeniden düzenler.
Çünkü bir grup insan arasında uzun zamandır gizli kalmış bağları açığa çıkarabileceği gibi, hiç var olmamış ilişkileri de kurabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder